23 Ekim 2010 Cumartesi

Hikayenin Kadın Hali - Yeni Sezon Türkiye Sineması

akıl fikir - 21.10.10 prş (76. hafta)




Hikâyenin Kadın Hali - Ayşe Gül, Çiğdem, Fulya, Ezgi, Özlem / Çoğu zaman
kadınlar, arasıra erkeklerle kadınlık ve erkeklik üzerine sohbetler








La Belle Et La Bete - Babyshambles
("she loves you ya ya" var linkte)




La Belle Et La Bete - Babyshambles







ben çiğdem mater
bu hafta benim sıram

konuğum da fatih özgüven
onunla altın portakal'ın da hemen ardından
yeni sezonda türkiye sinemasında neler izleyeceğimizi konuşacağız


şarkıları da fatih seçti

son anda haber verdiğin için
seçimler de çok acele oldu aslında, fatih

bu sene 14 tane türk filmi vardı antalya'da
9 tanesi de ilk filmdi

bu filmlerin yönetmenleri ile ilk defa tanışmış olduk
izlemiş olduğun filmler üzerinden gidelim diye konuşmuştuk seninle, çiğdem mater

____________ K A V Ş A K ____________
selim demirdelen



Filmin fragmanı için TIKLAYINIZ

yönetmenin 1,5. filmi diyebiliriz selim için
"anlat istanbul"un (frgmn) bir bölümünü de o yönetmişti

dünya sinemasında da tercih edilen bir sinema şekli
farklı hayatların kesişmesi ve o hayatların birbirini tanıyarak değişmesi
bu filmlere örmek olarak
"babel"i (frgmn)
ve
"21 gram"ı (frgmn) verebiliriz

fatih akın'ın
"yaşamın kıyısında" da bu vardı

kavşak tüm iyi niyetli çabalarına rağmen
statik bir filmdi

siyah ve beyaz gibiydi 2 yarısı
önce artan ve yükselen bir tansiyon
aile ve cinsiyet ile ilgili problemler
filmin diğer yarısında çok kolay bir şekilde çözüme ulaşıyor
iyi niyet ve iyi temennilerle sona eriyordu

başta bahsettiğimiz hikayeleme trük'ünü
statik bir biçimde kullanan bir film olduğunu söyleyebiliriz

___________ A T L I K A R I N C A ___________
ilksen başarır



ilksen'in 2. filmi idi atlıkarınca
daha önce "başka dilde aşk" (frgmn) ile ilgi çekmişti
"atlıkarınca" ise bir ensest hikayesi, çiğdem

işin ensest kısmı ile ilgilenmedim ben
bu da çarpıcı ve önemsenmesi gereken bir konu ama
ben bu filmde diğer filmlerdeki erkek yönetmenlerinin
erkek bakışının yerine
kadın bir yönetmenin gözünden aile babası erkek'in
derin bir tahlil ile çizilmiş olmasını beğendim

bu filmin en önemli karakteri baba idi
bir aile reisi
tipik bir baba idi aslında
filmde bir babanın kendi takıntıları ile aileye verdiği zararlar konu edinilmişti
bu baba bir şairdi üstelik
şimdiye kadar perdede karşımıza çıkan şair karakterler
bunalımlı olsalarda hepsi pir-ü pak karakterlerdi
ama bu filmdeki öyle değildi

filmi çok cesur ve gerçekçi buldum
senaryoyu da başrol oyuncusu mert fırat
ile yönetmen ilksen başarır yazmış

____________ Ç O Ğ U N L U K ____________
seren yüce



Filmin fragmanı için TIKLAYINIZ

antalya'dan 3 ödülle döndü
en iyi film
en iyi yönetmen

ve
en iyi erkek oyuncu

bu filmin aslında açık radyo ile da bir bağlantısı var
programcılarımızdan esme madra da oyuncuları arasında, çiğdem mater

çoğunluk bu tarz erkek hikayelerinin
en iyi yapılmış olanlarından bir tanesi

erkek aile içinde nasıl davranır
erkek dediğimiz yaratık aile içinde yaşayabilecek kadar elverişli bir mahluk mudur soruları var filmde

değerlerini kuşkusuz gerçekler olarak gören bir baba var filmde
settar tanrıöğen tarafından canlandırılan
oğul da bu durumda ezilen bir karakter ama
filmde bazen ezilenin de davranışları ile ezene yardımcı olabileceğini görüyoruz

mertkan karakterini oynayan oyuncuyu da anmak lazım
çok iyi canlandırmış
kendimizin de sıklıkla karşımıza çıkabilecek bir karakterdi bu
hımbıl, tombul, nefret ettiği değerler ile başetmekten yoksun

yönetmen
anlatmak istediği hikayeyi
nasıl anlatacağı konusunda tutarlı olduğunu gösteriyor bize


seren yüce şu an yeni sinemacılar le birlikte erkek hikayeleri anlatıyor
ama ben şu anda onun kendi filmlerini yapmaya başladığında neler yapacağını da merak ediyorum, fatih özgüven

bu yönleri ile "çoğunluk" bu sene antalya'daki filmler içinde
en fazla göz dolduranı idi

kavşak filminde de bir erkek karakter var ama
çoğunluk ile kavşak arasında görülen fark şu
çoğunluk'ta mazlum karakterlerin aslında mazlum olmadıklarını görüyoruz
ama kavşak'ta bu yok
gerçek hayatta mazlum görünenler bunun sorumlusu da olabilirler

türk sinemasında zaten erkek karakterlere baktığımızda
bir agresif karakterler var
bir de ezilen karakterler var

ezilen karakterlere örnek olarak
ben anayurt oteli'nin zebercet'ini gösterebilirim


yusuf atılgan'ın zebercet karakteri
ondan yapılan film
ve peşine birçok mazlum karakter
örnek vermek gerekirse
masumiyet'te güven kıraç'ın canlandırdığı karakter
bu karakterler bir hat oluşturdular

kavşak'ta da bir nev-i güven kıraç'ın masumiyet'teki karakterinin bir devamını görüyoruz

_________ G İ Ş E M E M U R U _________
tolga karaçelik



bir de beklenmedik karakterler var
gişe memurundaki karakteri buna örnek verebiliriz

filmdeki sorun ise
filmin bir mahalle komedisi şeklinde açılıp
bir yılmaz erdoğan komedisi gibi görünüp
ardından daha saplantı filmlerine
metin erksan'ın "sevmek zamanı" (flmntmmı) ya da "kuyu" filmi gibi bir yöne dönmesi idi

filmdeki diğer problem de
komedi hevesi ile küçük bir adamın küçük hayatını anlatma hevesi birbirini desteklemiyordu


les feuilles mortes - iggy pop




les feuilles mortes - iggy pop







hikayenin kadın halinde programındasınız
konuğumuz fatih özgüven
ve onunla türkiye sinemasının yeni filmlerini konuşmaya devam ediyoruz, çiğdem mater

__________ P R E S S __________
sedat yılmaz



niye türk değil de türkiye sineması dememez gerektiğini gösteren bir film aslında press
sadece türk sineması yok çünkü
gittikçe adından söz ettiren bir kürt sineması da var

film özgür gündem gazetesinin başına gelenleri anlatıyor
90'lardayız

yalnız benim bu filmde
ve kazım öz filmlerinde de hoşuma giden şey
çok korkunç bir olayı anlatıyor olsalar bile
insan hikayelerini
onların arasındaki bağı
mizahı ve ilişkileri de atlamıyor olmaları


press'de de var bu
sadece o insanların yaşadığı baskıyı anlatmıyor
o insanların nasıl insanlar olduklarını
korkularını, saplantılarını da anlatıyor
böyle olunca da hikaye ete kemiğe bürünüyor
kağıt üzerinde bir öykü olmaktan çıkıyor

çok başarılı bir film olduğunu düşünüyorum press'in
öteki filmlerde de görülen ufak tefek arazlarını da hariç tutar isek

zaten film jüri özel ödülü de aldı, çiğdem mater

jürinin de sorunu herkese ödül verme gayreti idi
ona jüri özel
buna seni seviyoruz
berikine aman o da üzülmesin ödülü verdiler
nerdeyse

ama press bana kalırsa daha ciddi bir ödül de almalıydı

__________ Ç A K A L __________
erhan kozan


almanya doğumlu türk bir yönetmenin
türkiyede çektiği filmlere bir örmek çakal

bu yönetmenler 80ler 90lar film ikliminde yetiştiler
tarantino
ve
abel ferrara vsr gibi isimlerle büyüdüler

bu nedenle onlardan belli manerizmler (???) öğreniyorlar
belli mafya hikayeleri öğreniyorlar
bire bir bu hayatı tecrübe etmeseler bile

çakal da bu tarz bir istanbul mafya hikayesi idi
aslında daha da dar bir kapsamda
"at yarışı" işi döndürenleri anlatıyor

ordaki küçük bir yamak çocuğun hikayesi
afili, fiyakalı bir anlatımı vardı filmin
az önce sözünü ettiğim yönetmenlere öykünür tarzda

ama benim ilgimi çekti film
başrolde oynayan ismail hacıoğlu
çok oturmuş bir karakter çizmiş

yönetmen onu doğru kullanmış
ve doğru rolde oynatmış
çünkü ismail hacıoğlu başka bir filmde de oynuyordu
ama o denli başarılı değildi diğer filmde

erkan can'dan da bu noktada bahsetmek gerekir

"çoğunluk"taki kusursuzluğa insani bir yön katmıştı
orda taksici rolünde idi

çakal'da da bir mafya babası rolünde idi
bu filmde de o kadar iyi bir portre çiziyordu

iki roldeki başarısı da
oyuncunun oynadığı tipleri bilmesinden ziyade
kendini tanıması
kendi oyunculuk karakterini iyi tahlil etmesi ile alakalı

bu filmlerde gördüklerimiz
erkan can'ın taksicisi oluyor
ya da
erkan can'ın mafya babası oluyor
bu da aslında oyuncunun bir başarısı


adaletin bu mu dünya? - selda bağcan




adaletin bu mu dünya? - selda bağcan
(aslında programda "tatlı dillim" çalındı
ama biz bu şarkıya ulaşabildik hocam
)







çok severim selda'yı
bu çaldığımız türkülerimiz 1 cdsindendir
türk sineması selda bağcan'ın sesindeki
hafif titreme ve duyguyu henüz yakalayamadı diye düşünüyorum, fatih özgüven

bu arada selda bağcan'ın yeni başarılarından da söz edelim
türkülerimiz 1, birkaç track parça ilavesi ile
abd ve avrupa'da yeniden yayınlandı

ve müthiş bir başarı kazandı
çeşitli hip hop ve rap sanatçıları türküleri yeniden yorumladılar
finders keepers şirketi sanıyorum plağı çıkarttı

selda gibi sesleri biliriz ve beğeniriz
ama
hiçbir zamanda amy winehouse gibi olamazlar
ama aslında olmaları gerekir

aslında "çemberimde gül oya" dizisi ile yeniden hatırlandı selda

filmlere tekrar dönelim

______________ S A Ç ______________
tayfun pirselimoğlu



pirselimoğlu da
metin erksan gibi
antonioni gibi
bergman gibi
uzun planlara ve uzun suskunluklara dayalı
insanın ruh durumunu anlatmaya yönelik sinemasını
bugün de yapmaya çalışan nadir sinemacılardan biri

aynı şeyi
bir parça da olsa
nuri bilge
ile
semih kaplanoğlu da
yapıyor ama onlar hikayeye daha ağırlık veriyor

tayfun pirselimoğlu ise hikayeyi tamamı ile bir yana bırakıyır neredeyse
ve
bir tür "duygu durumları" sineması yapıyor

filmde görüntü yönetmeni antalya'da ödül aldı ki
bence de çok yerinde bir seçim

film bize gri bir istanbul sunuyor
aslında bunu pirselimoğlu
öceki filmleri
rıza (frgmn)
ve
pus'ta da (frgmn) yapmıştı

film tarlabaşındaki perukacı dükkanları ile açılıyor
çok ilginç bir seçim
hepimiz orayı bir şekilde bilir ve hayret ederiz
orda başlayan film şehrin içlerine doğru iletliyor
minibüsler
metro son durakları
çorbacılar
aş evleri vsr

film kısa bir ömrü olduğunu bilen bir adamın
kafayı taktığı bir kadını izlemesinin hikayesi
idi

erkek oyuncu olağanüstü idi
nazan kesal zaten bildiğimiz bir oyuncudur, çiğdem mater

filmin antalya'da yarısını görebildik
gösterim sırasında bobinlerin karışması dolayısı ise

______________ Z E F İ R ______________
belma baş


bir karadeniz hikayesi daha

zefir de
nuri bilge ve semih kaplanoğlu gibi erkek sinemacılar
tarafından yapılan pastoral sinemanın
taşra sinemasının kadın sinemacı gözü ile yapılanını görüyoruz

ama zefir de bu kadın bakışını göremiyoruz
erkek sinemacıların erkek oyuncular ile yaptığını
kadın oyuncular ile yapmış bu film
ama bu da bir fark yaratmıyor

bu filmler de bir kısa film olabilirmiş duygusu var
"karbeyaz" diye bir film daha vardı festivalde
onda da aynı şeyi hissettim ben

sinemada karadeniz etkisi
bir ara güneydoğu hikayeleri anlatılırdı
ardından rüzgar ege'ye yöneldi
şimdi de karadeniz

nuri bilge'nin yeni filmi ile de
iç anadoluya gidiyoruz
"bir zamanlar anadolu" ile

iç anadolu öykülerine aslında
"vavien"i de (frgmn) katabiliriz

________ K A N A T S I Z T A K L A L A R ________
savaş baykal


sen görmedin fatih ama ben gördüğüm günden beri
herkese anlatıyorum bu filmi, çiğdem mater

film antalya'da yarışmada değildi
bir yan gösterimde idi
ve alin taşçıyan beni arayıp "sakın görmeden gelmeyin" demişti

filmin 5. dakikasında
"aa bu ahmet uluçay" duygusu geçti hepimize
ama ahmet uluçay'ın ankara çinçin mahallesindeki hali, çiğdem mater


35mm kopyası olamadığı için antalya'da yarışamadı
ben ama herkesin bu filmi bulunduğu yerde izlemesini öneriyorum

çok yoksul bir getto mahallesinde çocukların hayatı anlatılıyordu filmde
filmi izlerken hep kafamda rakel dink'in sesi yankılanıyordu

"bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadıkça
aydınlığa kavuşamayız kardeşlerim
"


benim de aklıma sen anlatırken
"tanrıkent" (frgmn) filmi geldi, fatih özgüven

_______ G Ö L G E L E R V E S U R E T L E R _______
derviş zaim



film son anda yetişti aslında antalya'ya

hatta derviş zaim bile vurguladı bunu
"ıslak ıslak seyrettiniz" dedi

kıbrıs'la ilgili bir filmdi
kıbrıs bizim sanatçıların pek dokunmadıkları
bilmedikleri bir bölge

derviş zaim'in ısrarı
kıbrıs
1963 olaylarını anlatmak

kağıt üzerinde milliyetçi bir film olarak görünse de
derviş zaim çok özenli davranmış

rum oyuncuları da iyi rollerde kullanmış
olayların nasıl çıktığını irdeleyen bir film olmuş

filmdeki rolünden dolayı ben settar tanrıöğen'i anmak istiyorum, çiğdem

evet
settar tanrıöğen için ne diyelim
küçük rollerin paşası diyebiliriz belki de
çoğunluk'ta rolü olsun
vavien'deki rolü olsun
dervis zaim'in bir öceki filmi "nokta"daki rolü olsun
ve bu filmdeki rolü olsun
bunu söyleyebilriz kendisi için, fatih özgüven

bir deli çoban rolü oynuyordu
ve harikulade idi
öldüğü sahneyi unutamıyorum
mükemmeldi

türk sinemasında zaten her zaman böyle bir gelenek vardır
küçük rollerde harikalar yaratan sanatçılar vardır

settar tanrıöğen de o kuşağın en önemli temsilcilerinden birisi


two sleepy people - hoagy carmichael




two sleepy people - hoagy carmichael






bu şarkı benin en sevdiğim şarkılardan biridir
geceyarısı sigarası bitmiş 2 sevgilinin şarkısı, fatih özgüven

geçen hafta bizim de başımıza geldi, çiğdem mater

herkesin başına gelebilir
aşkla ilgili ya da ilgisiz
ama önemli bir durum, fatih özgüven

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder