son buzul erimeden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
son buzul erimeden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ekim 2010 Pazar

Son Buzul Erimeden - Septikler ve İkna Yolları

akıl fikir - 19.10.10 salı (76. hafta)



Son Buzul Erimeden - Levent Kurnaz / Küresel iklim değişikliğinin bilimsel gerçekleri üzerine




inkarcılar
iklim değişikliği yoktur
saçmalamayın diyenler
var
bunlar ciddi anlamda çok tehlikeli tipler


arrhenius'un 1896'da yaptığı deneyden beri
iklim değişikliği olduğunu
ve bunu da co2 miktarının etkilediği biliniyor
bu bir


1958'den beri de hawai'de bir gözlem istasyonunda
hergün havadaki co2 miktarı ölçülüyor
hem de hergün ölçülüyor
bu istasyonu kuran kişi charles david keeling
ve şu anda da aynı istasyonu oğlu işletiyor


ilk ölçüldüğünde yani 1958 yılında
havadaki co2 orabı 315 ppm iken
bugün 393 ppm
arada ciddi bir artış var


3. konumuz ise
co2 miktarı ile hava sıcaklığı arasında bir ilişki var mı?


bunun içinde grönlanddan bir buzul parçası alıyorsunuz
ve tarih öncesi çağlara ait bir buzulun verileri ile
o dönemki hava sıcaklığı
ile
o dönemki co2 miktarına bakıyorsunuz

çıkan sonuç ise
ikisi arasında bire bir ilişki var
co2 yüksekse hava sıcaklığı da yüksek
co2 düşükse hava sıcaklığı da düşük

4. konumuz ise
bu temel fizik aslında
sıcak cisimlerin hepsi ışıma yaparlar
diğer adı ile
kara cisim ışıması


güneş 5800 derece civarında
güneş sarı beyaz bir ışıma veriyor
daha soğuk yıldızlar 3000 - 4000 derece
kırmızı renkli bir ışık veriyor
daha da soğuk şeyler
sizin bizim gibi
15, 20, 40 derece ısıma yapan cisimler ise
kızılötesi ışıma veriyorlar

bu artık temel fizik
deneyi bile lüzumsuz
çünkü gözümüzle görebildiğimiz birşey artık bu

şimdi bu 4 veriyi alt alta koyalım
ve şu sonuca varabiliriz
dünyadaki co2 miktarı artarsa
dünyanın sıcaklığı da artar



ve 58 senede co2 miktarı
315'den 393'e çıkmış
bu da demek oluyor ki
dünya sıcaklığı da bir bu kadar artmış

bunu da kanıtladıktan sonra
sıra bu durumun insan kaynaklı olduğunu kanıtlamaya geliyor
peki bunu kanıtlayabilir miyiz?




bunu kanıtlamamız
diğer saydıklarımıza göre biraz daha zor olabilir
çünkü diğerleri fizik kuralları
itiraz etme durumu yok
ama insan kaynaklıdır
hem de %100 diyemiyoruz


çünkü
belki de co2
uzaydan geliyor
olabilir


ya da dünya durduk yere co2 üretiyor olabilir
veyahut noel baba getirip dünyaya saçıyor olabilir

işte o zaman insan kaynaklı değildir
sebebi de budur diyebiliriz

ama biz
yani insanoğlu
araba kullanıyoruz
ve bu co2 çıkartıyor
doğalgaz santrallerimiz var
ve bu co2 çıkartıyor
ekonomik anlamda birçok aktivite yapıyoruz
ve bunların hemen hemen hepsi co2 çıkartıyor




diğer hususa gelelim
co2'nin bu artışı bize zarar verir mi yoksa vermez mi
yani
315 iken 393 olan co2 miktarı
iklimi değiştirir mi değiştirmez mi?

%100 emin olmadığımız hususları tekrar bir göz önüne koyalım
1) insanların üretmesi
2) bize zarar vermesi

yani bunu söylerken
ben ikisinden de eminimde
inanmayanlar
şüphe duyanlar için söylüyorum

1992
dünya liderleri biraraya geliyorlar

ve ortak bir karar alıp diyorlar ki
"geri dönülemez
ve çok ciddi sonuçlara yol açabilecek iklimsel değişikliklerin varlığı
konusundaki kanıtlar
kesin konuşmaya imkan vermese bile
böylesi konuların varlığı
harekete geçilmesi için yeterlidir
ve daha fazla kanıta sahip olma noktası beklenmemelidir
"

bu 1992 toplantısında alınan ana karar

bunu yapan insan faaliyetleri
bunda kuşkumuz yok
ama hadi diyelim ki sorumlusu insan değil
ve noel baba bu co2'yi dünyaya serpip duruyor
bizim bu durumda da co2 seviyesini aşağıya çekmemiz gerekiyor

dünya liderleri de aldıkları bu karar ile
mutlaka ama mutlaka
bir şeyler yapmaya başlamak zorundayız diyorlar

1992 yılında aldıkları karar ile

bu kararda imzası bulunmayan 2 ülke var
ırak ve somali
ama 1992'de onlar kendi dertlerine boğuldukları için
bu konuya eğilememişler doğal olarak


JOSHUA KADISON - BEAUTIFUL IN MY EYES




JOSHUA KADISON - BEAUTIFUL IN MY EYES








bu şarkı 1993'den
siz o zaman ilkokulda değildiniz değil mi? levent hocam

ben 1995'te başladım
yok yok, 1994'te başladım, öğrencilerinden biri
(ben 1994'te üniversite 2. sınıfta idim hocam
vay bana
vaylar bana
)

gelelim konumuza

bu kadar veri, bilgi varken
1992'de de dünya liderleri
"insan kaynaklı değilse dahi
harekete geçmek gerekir
" demiş iken
hala birilerinin çıkıp
"ne iklim değişikliği kardeşim" dediğinde
ben bunu düpedüz sorumsuzluk olarak görüyorum


ben t24'teki yazımda
"%90 ihtimal ile bilim adamları bu konuda emin" diye yazdığımda
gelen yorumlardan bazıları
"iş bilim adamlarının tahminine mi kaldı yani" şeklinde olmuştu

bunu yapanlar
fikri olmayanlar değil
fikri olmayan kişiyi karşımıza alır meseleyi anlatırız
ama bunlar
bildikleri halde inkar ediyorlar
asıl sorumsuzlukta bu aslında


bunu iddia edenlerin
hiç mi çocukları yok
nasıl yatağa yatıp huzurlu uyuyabiliyorlar

ben bunu gerçekten anlamıyorum

aslında iklim okulunda izlediğimiz
mark lynas'ın "6 derece" filmini tüm halka göstermemiz gerekiyor

çünkü orda adam tek tek anlatıyor
1 derece sıcaklık artarsa ne olacak
2 derece artarsa ne olacak diye
6 derece artacak olursa zaten dünyada kimse kalmıyordu
filmi izledikten sonra bunalıma girmiştik hepimiz

Kitabı, yazarın ağzından dinlemek için TIKLAYINIZ

bu aralıkta meksika cancun'da yapılması planlanan anlaşma
geçen hafta çin tienjin'deki toplantı
burdaki temel müzakere konusu
kyoto anlaşmasının süresi 2012 yılında doluyor
2012 sonrası ne yapılacak
?


4 ana başlık var iklim anlaşması yaparken üzerinde durulması gereken

** tarihsel sorumluluklar
buna bakacak olursa tarih boyunca salınan tüm co2'nin
%25'i abd'lilerden kaynaklanıyor
(levent hoca abd değil de amerika olarak ünledi hocam
bu hatayı her zaman ben de yapardım
ama 2 sene önce gittiğim ispanyolca kursunda
hocamız natalia ben abd'ye "americo" dediğimde
"no americo, estados unidos" diye diye
benim de sağolsun kafama kazıdı bunu
"amerika" değil levent hocam, "amerika" değil
bildiğiniz "birleşik devletler"
)

şu anda çin co2 seviyesi olarak abd'yı (gene "amerika" diyor hoca) her ne kadar geçmiş görünse de
onun tarihsel sorumluluk olarak payız %6 seviyesinde


** günümüzdeki imkanlar
bu da şu manaya geliyor
biz şu andaki imkanlarımz ile co2 seviyesini düşürme yoluna gitmek durumundayız
mesela ben otomobil yerine toplu taşıma ile hayatımı idame ettirebiliyorsam
bunu da yapmak durumundayım ama
ama afrikadaki adamın co2 anlamında tek yaptığı şey
ocağını yakmak için attığı 2 odun ise
ona "sen de odunları azalt" demek mantıksız
çünkü o zaman adam aç kalacak


onun öyle bir imkanı yok
ama ben evden otobüsle gelebilirim
abd'deki adam da 12 silindirli cipini kullanmaktan vazgeçebilir


** yaptıklarımız sürdürülebilir olmalı
iklim okulunda da bahsi geçmişti

şimdi 350 diye söylüyoruz ama
350 ppm aslında işin ideali değil
280 ppm olması lazım

350 dememizin mantığı
insanın yaşayabilmesi için maksimum 350 ppm'e düşürmemiz gerekiyor co2 seviyesini
sürdürebilir bir hayat için mutabık kalınan rakam 350 ppm


ve son olarak

** işlevsel adalet

19 Ekim 2010 Salı

Son Buzul Erimeden - Prisoners' Dilemma, Bireysel Etik

akıl fikir - 05.10.10 salı (74. hafta)




Son Buzul Erimeden - Levent Kurnaz / Küresel iklim değişikliğinin bilimsel
gerçekleri üzerine







2 aya yakın zamandır bir internet gazetesine yazıyorum
okuyanlar da "ya yazdıklarınızı programda niye konuşmuyorsunuz" diyorlar
bu programda bu eleştiriler ışığında bir şeyler yapalım

soru şu
"iklim değişikliğine karşı niye birşey yapalım?"

bu pazar mesela eylemceye
10.10.10'a gideceğiz galatasaray lisesine
niye gidiyoruz?
ya da ben arabamla mı geleyim taksim'e
gelme diyor itiraz ediyorsunuz
da niye ben arabama kurulmak varken otobüste sıkış tıkış geleyim


Prisoner's_dilemma(wkpdia) diye bir şey var
suçluların ikilemi yani
burda 2 suçlu var bir suç nedeniyle gözaltına alınan
ama suçları kesinleşmiş değil
itiraf etmeleri gerekiyor
bunu sağlamak için 2 suçluyu da ayrı ayrı sorguluyorlar
ve diyorlar ki
"arkadaşın konuştu
herşeyi itiraf etti ya sen ne yapacaksın bu durumda?
"

mantık şu
diyelim ki suçun cezası 10 yıl
2si de konuşursa 5er sene ceza alıyorlar
1 konuşup diğeri susarsa konuşan serbest susan 10 sene ceze
ikisi de göazaltı süresi bitene kadar konuşmazlar ise
bir delil de bulunmadığı için 2si de serbest


bu durumda siz ne yaparsınız peki?

ben susarım yaa, pelin

biliyorum senin susacağını zaten, levent hoca

ama ben konuşurum, seda
evet, o konuşur, pelin
(gülüşmeler)

bu duruma verilen isim tutukluların problemi (prisoners' dilemma) deniyor


bu matematikte de incelenen bir problem aslında
çeşitli parametreleri var
3 sene olsa ceza dilemma sonucu ne olur
ya da
20 yıl olsa ne olur gibi


gelelim iklim değişikliğine
bir şey yapmaz isek dünyanın karşılacağı durum ortada
insanlar toplamda hareket edip dünyayı kurtarmayı değil de
şahıs olarak "ben mücedele edeceğim ama benim kazancım ne olacak diye" düşünüyor

yani eğer sadece ben otobüse atlar ve kavacık'tan taksime gidersem bir getirisi varsa bile kısıtlı
ama herkes aynı anda tavır alırsa o zaman herkes kazanacak

burda istda biz bu sorunla bire bir muhatap değil gibi görünüyoruz
yani durumumuz bir tuvalu ya da bangladeş'in karşı karşıya olduğu durumla aynı değil



başka bir örnek vermek gerekirse
yoldan geçiyoruz ve bir çocuk o anda yola atlıyor
biz çocuğu kurtarmak için ani bir refleks olarak hareket ederiz
çünkü yanıbaşımızda ve biz de bunu engelleyebilecek iken çocuğun ölümüne seyirci kalmak kötü birşey


aynı örneğin çinde yaşandığını varsayalım
biz de televizyondan izliyoruz bu durumu
çocuk bu sefer çin'de yola atlıyor
çocuk ölüyor
ve bu hala kötü birşey
ama "ben ne yapabilirim ki.." diyoruz içten içe


bu örneği şimdi iklim değişikliğine uygulayalım
tuvaluda deniz seviyesinin yükselmesi
ile çinde yola atlayan çocuğa arabanın çarpması temelde aynı şey


ama ilk durumda tuvaluda su yükselecek ve ordaki insanlar da ölecek
bu çok kötü ama ben ne yapabilirim ki diyemeyiz artık
çünkü yapabileceklerimiz ve yapmamız gerekenler var


konu özetle bu
ama bir adım daha var bu problemi bir ileri aşamaya götürmemiz için gereken

şunu demeliyiz kendimize
biz önlem almadık
gerekenleri yapmadık
ve tuvaluda o insanlar öldü
ve bunun tek nedeni de biziz

insanların bunu idrak etmesi gerekiyor aslında
bunu sağlamak için de bu pazar taksimde eylemce'de olacağız


iklim nedeniyle şu ana kadar yüzbinlerce insan zaten öldü
ama gerekenler yapılmazsa bununla da kalmayacak
yüzmilyonlarca insan ölecek

konunun bir noktası daha var
tuvaludaki o çocuk
o insanlar bizim bugün yapmadığımız şey için bugün değil 50 sene sonra ölecek

onlar 50 sene sonra ölmesinler diye bizim şimdi birşeyler yapmamız gerekiyor

ama şu anki ahlak anlayışımızda böyle bir algı yok

şu anki ahlak
ben bunu yaptım tam o anda da şu kötü şey oldu bu da ahlaksızlık algısı var
ama iklim değişikliği konusunda bugün yapmadıklarımızın ceremesi 50 sene sonra çekilecek

bir şeyleri düzeltmek için herkesin aynı anda tavır alması gerekiyor
insanların yaşam şekillerini mutlaka değiştirmeleri gerekiyor

bee gees'den bir parça (hangisi olduğunu anlayamadım)
1981'den bir parça
bee gees
siz doğmadan 6 ve 7 sene önceden bir parça


(4shared)





what kind of fool - bee gees and barbara streisand
(grooveshark)








şahıs olarak yapılması gereken ilk şey şu
kendimize şu soruyu soralım
"bu iklim değişikliği denen şey var mı?"
bunun cevabı da çok kesin ve net "evet var"

arrhenius'un deneyi (wkpdia)
1896'da ilk defa bir tüpün içine bir miktar co2 gazı koymuş
bir tarafından kızılötesi ışıma vermiş
tüpün diğer tarafından bunun çıkmadığını görmüş



114 sene önce yapılan bir deneyle ispatlanıyor bu
kızılötesi ışıma co2'den geçemiyor
co2 arttıkça geçemeyen kızılötesi ışıma miktarı da artıyor
ve buna bağlı olarak da dünya ısınıyor

ve bu 1896dan beri hepimizin bildiği bir şey



1958'de de hawai'de charles keeling (wkpdia)
co2 miktarını ölçmek için bir istasyon kuruyor
ve o günden beri her gün hawaideki bu istasyonda atmosferdeki co2 miktarı ölçülüyor
ilk ölçüldüğünde 315 ppm (milyonda parçacık) iken günümüzde ise 393 ppm



315 - 395 olsa desek
80 ppm artmış 50 yılda
ki bu çok ciddi bir değişiklik


ortaya çıkan durum şu
co2 miktarını azaltmadığımız sürece
dünyanın ısınmasını de engelleyemeyiz


merve de geldi ama
son 4 dk'ya girdik artık, levent hoca

bu arada şunu da belirtelim
ozon tabakası ile atmosferdeki co2 oranının arasında bir alaka yok
1987 tarihli montreal protokolü ile oızon tabasını delen kloroflorokarbon kullanımı yasaklandı
hatta 2009 ocak ayında bu yasağın kapsamı iyice genişletildi ve
astım hastalarının nefes açıcı ilaçlarının içinde bile kullanılması yasaklandı

bu yasaklar üzerine üreticiler de bunu çaresiz uyum gösterdiler
bm kararı aldı ve bu nesneleri yasakladı
ve sonuç olarak ozon deliğinin açılması durdu

hatta 2020 sonrasında delik küçülmeyede başlayacak

ama co2 için buna benzer bir karar almak o denli kolay değil
çünkü co2 salan materyaller sadece deodarantlarda kullanılmıyor
hemen hemen kullandığımız herşeyin yapımında ve kullanımında atmosfere co2 salınıyor



bm'nin 2 alt kuruluşu
** dünya meteoroloji örgütü
ve** bm çevre programı ortaklaşa olarak
1988 yılında "iklim değişikliği hükümetlerarası paneli"ni kuruyorlar
bu panelin de amacıda her sene gelinen durum hakkında bir rapor sunmak

2007 raporunda da bir cümle var
"küresel iklim değişikliğinin %90 ihtimalle sebebi
insanların çeşitli işler için çevreye yaydıkları sera gazlarıdır
"

burda dikkat etmemiz gereken
"%90" ibaresidir"
bu kararlar oybirliği ile alınıyor
ve en menfi görüşler de hesaba katıldığı halde
gene de rapor "%90 ihtimal" ile diye çıkıyor

yani bizim
50 sene sonra tuvaluda, bangladeş'te ve tüm dünyada yaşanacaklara engel olmak için
yapacağımız yegane şey
iklim değişikliğine çare bulmaya çalışmaktır

ve bunu da hemen
vakit kaybetmeden yapmamız gerekiyor

17 Ekim 2010 Pazar

Son Buzul Erimeden - Küresel Etik

akıl fikir - 12.10.10 salı (75. hafta)



Son Buzul Erimeden - Levent Kurnaz / Küresel iklim değişikliğinin bilimsel
gerçekleri üzerine








geçen hafta iklim değişikliğinde bireysel etik konusuna değinmiştik
bu hafta da küresel etik konusuna göz atacağız
devletler iklim değişikliği konusunda neler yapıyorlar

abd senatosunda
kyoto anlaşması ilk kez senatoya geldiğince
95'e 0 (sıfır) oy ile reddedilmişti
bu da aslında şua anlama geliyor
tüm abd tarihinde
demokratlar ve cumhuriyetçiler belki de ilk defa
bu denli ortak karar almışlardır


atmosfere salınan gazlar ile ilgili yapılan ilk antlaşma
1987 montreal protokolü

ozon tabakasına zarar veren cfclerin kullanımı
2009'a kadar tamamen yasaklanacak dendi
ve 2009 itibarı ile de bu yasağa uyulduğu gözleniyor

ama buna itirazın fazla gelmemesinin nedeni
cfc denen gazlar sadece klima sektöründe
ya da deodorant gibi ürünlerde kullanılıyor

cfc yerine hcfcler (hidrokloroflorokarbon) kullanılmaya başlandı
bu madde ozona zarar vermiyor ama cfc'den %30 daha pahalı
ve bu da üstesinden gelinebilecek bir maliyet

ama konu petrol, co2 ya da diğer sera gazlarına gelince durum değişiyor
şimdi biz doğaya zarar vermeyen ama %30 daha fazla pahalı bir şey kullanalım desek sorunu çözebilir miyiz? levent hoca

hayır, yok öyle bir şey, öğrencileri

işin kötü tarafı ne biliyor musunuz?
aslında var
ve bu maliyet %30 bile değil
%1 ya da %2lik bir maliyet

asıl soru ise şu
peki bu parayı kim verecek?


geçen hafta ben niye "duyarlı" davranayım konusunu ele almıştık
bu hafta da devletler niye "duyarlı" davransın konusunu tartışacağız

kyoto anlaşması imzalandığı sırada
anlaşmanın tarafı olan ülkeler
dünyadaki sera gazı salımının %55'lik kısmından sorumlu idiler
ama geçen süreçte bu durum değişti


ve günümüzde artık kyoto imzacıları %30luk kısımdan sorumlu
%70 oranında sera gazı salan ülkeler ise kyoto'nun şu anda tarafı değil
bunun temel sebebi de aslında çin
1997'de de kyoto imzalandığında çin bugünkünden çok daha az karbon salıyordu atmosfere
ama 2000 sonrası endüstiye geçiş yapan çin tüm dengeleri değiştirdi
çin'in yanısıra hindistan için de aynı durum sözkonusu



(4shared)




caruso - luciano pavarotti
(grooveshark)







çindeki toplantı
iklim değişikliği hakkında geçen hafta yapılan
bu toplantı sene sonunda cancun'da (meksika)
yapılacak toplantıya hazırlık maksatlı idi


geçen sene copenhag'da yapılan toplantı
tüm bir sene ve önceki senelerde süren müzakerelerin ardından
anlaşmaya varılması ve imza atılması gereken bir toplantı idi
ama bu gerçekleşmedi
ve seneye cancun'da bir anlaşma olabilir dendi


ama cancun'da bir anlaşma olabilmesi için son umut
çin'deki toplantı idi

ama geçen cuma sabahı çin başbakanı türkiye'de idi
hem de kendi ülkesinde böylesine önemli bir toplantı sürecinde
kendi ülkesini temsil etmesi gerekir iken
yani bir nev-i iklim değişikliği toplantısını "sallamadığını" göstermiş oldu



işin diğer tuhaf yanı da şu idi
çin başbakanı türkiye'de iken
bizim başbakan da almanya'ya maçı izlemeye gitmişti


biz nasıl bireysel olarak
dünya kurtulsun diye ben daha fazla çaba sarfederken
x kişi hiç iplemiyor
ben enayi miyim kardeşim diye soruyor isek
aynısı devletler de yapıyor
benden şu kadar co2 emisyonu kısılmasını istiyorsunuz
ama şuna niye bir şey demiyorsunuz itirazını yükseltebiliyorlar

gelelim asıl sorulması gereken soruya
şu anda bir iklim değişikliği olduğu konusunda hepimiz mutabıkız
peki bu duruma gelinmesinde hangsinin payı daha fazla ?

uganda'nın mı?


yoksa abd'nin mi?

bu sorunun cevabı bize ülkelerin geçmişlerine
ve tarihi sorumluluğu olanların asıl hareketi yapmaları gerektiği sonucuna götürüyor

abd gibi ülkeler nasıl büyüdü
nasıl şimdiki gibi süper güç oldu

çünkü geçmişte kullandıkları teknolojiler dünyayı en çok onlar kirletti
bu duruma gelinmesinde başat rol hep onlarda idi
kyoto'nun mantığı da bu idi zaten
en fazla kirleten en fazla öder ya da en fazla kısıntıya gider

olması gereken şu
bir abd'li de bir ugandalı kadar atmosfere co2 salımalı ki
bir eşitlik sağlanabilsin


bu nedenle ugandalı sen co2 salma
bak abd'li ye de biz izin vermiyoruz denemez
bunun bir dengesi kurulabilmeli
ugandalı periyodik şekilde co2 salımını arttırabilir
çünkü onun tarihsel sorumlulukta bir payı bulunmuyor

denmeli ki
ugandalı tamam sen -atıyorum- %50 co2 salımını arttırma hakkına sahipsin
ama abd'li senin tarihsel sorumlulukta payın en üst mertebede
o nedenle sen de co2 salımını %80 azaltmak zorundasın

şu anda çin'de kişi başına düşen co2 salınımı oranı
abd'de kişi başına düşen co2 salınımı oranının ancak 5'te 1'i

o nedenle çin'de bana hesap sormadan önce siz önce benim seviyeme gelmelisiniz deme hakkına sahip


peki çin'deki co2 salınımı artışının sebebi ne?
bu artışın nedeni çin'in şu anda tüm dünyaya emtia üretmesi
dünyadaki ekonomik her türlü üretim neredeyse çin'de gerçekleşiyor şu anda
giydiğimiz tişört, dinlediğimiz radyo vsr
hep çin malı

bunu üreten çin'in mi tüm sorumluluk
yoksa onun ürettiğini tüketerek bu pazarı yaratan bizlerin de sorumluluğu var mı?